Reklam
  • Reklam
KAFANIZ KARIŞMASIN!
Reklam
Mustafa Atadil

Mustafa Atadil

Mustafa Atadil

KAFANIZ KARIŞMASIN!

29 Haziran 2017 - 12:01

Kaleme alacağım bu yazımda sizlere günümüz Türkiye'sinde bir çoğunuzun kafasında oluşan tezat, çelişki ve anlam verememe kavramlarından bahsedeceğim.

Ramazan bayramını geride bıraktık. Bayram tatili için kimimiz memleketine gitti hasret giderdi, kimimiz pikniğe gitti mangalını yaktı, kimimiz tatile gitti ayağını yorganına göre uzattı, kimimiz tatilde parayı ezdi, kimimiz evinde oturdu hesap kitap yaptı, kimimiz işine devam etti para kazanmaya çalıştı, kimimiz çöpten hurda topladı, karton topladı ekmeğini çöpten çıkardı vs. Şimdi diyeceksiniz ki e gayet normal ne var ki bunda.

Ne var biliyor musunuz?

Ülke genelinde son yıllarda yaşanan ve nereye gittiği belli olmayan ekonomik sıkıntıların, parası olanla olmayan arasındaki adaletsiz gelir dağılımındaki farkın ayyuka çıkması var bunda. Ferah içerisinde yaşayan azınlık bir nüfusun yediği, içtiği, gezdiği, tozduğu ve gününü gün ettiği tablo karşısında çoğunluk nüfusun maddi savaşlar verdiği ama finalde garibanın çektiği çile değil de zenginin yaşadığı hayat baz alınarak yorumlanan ekonomi piyasası var bunda. Çünkü böyle dini ve milli bayramlardaki tatillerde içi boş, sahte ve geçici hareketlenen piyasa bir çok insanın gözünü boyuyor ve tezata düşürüyor.

Piyasanın durumunu sokaktaki maddi durumu iyi, kazancı güzel, halinden ve sistemden gayet memnun olan kime sorarsanız sorun, size piyasanın gayet güzel ve hareketli olduğunu, insanların otellere erken rezervasyon yaptırdıklarını, her hafta sonu restoranlarda kahvaltı yaptıklarını, bilmem ne oto dan bilmem ne markanın bilmem ne modelini satın alıp sıfır arabaya binmek için 2-3 ay sonrasına sipariş verdiğini ve hakikaten 2-3 ay boyunca sıra beklediğini, evde ev yemeği yapmanın dışarıda yemek yemekten daha külfetli olduğunu, eğlence ve alışveriş merkezlerindeki kafeteryalarda oturacak yer bulunmadığını, 40 yıl önce yağ, ekmek, tüp gaz kuyruklarında bekleyen insanların bu günkü çocuklarının ve torunlarının şimdi lüks içinde yaşadıklarından falan bahsedeceklerdir. Buyrun sorun, deneyin denemesi bedava.

Şimdi bir de madalyonun diğer yüzüne bakalım!

Piyasayı sokaktaki maddi durumu yerinde olmayan, dar gelirli  kime sorarsanız sorun size piyasanın çok kötü olduğunu, ülkede büyük ekonomik buhran olduğunu, eti, kıymayı kasap dükkanlarının vitrininde gördüklerini, bakkal dükkanlarının son 15 yıl içinde tek tek yok edilip bitirildiği için her sokakta hızla türeyen ünlü market zincirlerine 'para peşin kırmızı meşin' olarak mahkum kaldıklarını. İnsanların bankaların kucağına itildiğini, düşük faizli de olsa insanların bankalara 50 yıl borçlanarak kıt kanaat geçinmek suretiyle anca 1 ev sahibi olabildiklerini ama bunun bedelinin çok ağır olduğunu, kazandıklarının yarısını devletin kendilerinden vergi olarak geri aldığını, 100 liralık elektrik faturasından 39 lira vergi alındığını, iş yerine ya da günlük işlerine bisiklet ile gittiklerini, mevcut sistem ve yönetimden hiç memnun olmadıklarından falan bahsedeceklerdir. Buyurun sorun, deneyin denemesi bedava.

Şimdi gelelim asıl konuya. Nedir bu vatandaşın kafasında oluşan, tezat, çelişki, ve anlam verememe olayları? 

Şu an Türkiye'nin 80 milyonluk nüfusu 3 ayrı düşünceye sahip insanlardan oluşmakta. Birincisi; yukarıda öncelikli olarak bahsettiğim halinden memnun ve piyasanın gayet iyi durumda olduğunu iddia eden 20 milyon dümeni güzel atadan zengin insan. 

İkincisi; çalmadığı, çırpmadığı, 'aman helalinden olsun' diyerek alın teriyle kendini yırtıp parçalarcasına çalışıp yinede kazanamayan atadan fakir 50 milyon kadersiz insan.

Üçüncüsü ise bayramlarda ve hafta sonu tatillerinde 20 milyon dümeni güzel insanı lüks içinde yaşarken görüp etkilenen ve arkasını döndüğünde çöpten ekmek toplayanları görüp kafasında tezat, çelişki, anlam verememe kavramları oluşan arada kalmış 10 milyon insan.

Yani diyeceğim o ki; 10 milyon tezat içinde yaşayan kafası karışık arada kalmış insanların gözünü boyayan tek şey, bayram tatilleri gelince, havalar ısınınca insanların kredi kartlarına borçlanarak, ödemesi gereken diğer borçlarını aksatıp "ya ne olacak Allah büyük bayramdan sonra  bir şekilde öderiz" diyerek tatillerde para yediğini görmesidir.

Siz siz olun piyasanın durumunu sosyal medyada gördüğünüz o toz pembe hayat yaşayan, otel havuzu başında ananas meyvesinin içinden kokteyl içerken poz verip resim çekilen, denize nazır restoranlarda rakısını içen insanlarla yargılamayın. Hepsi sahte, hepsi yapay, hepsinin içi boş, hepsi eksi hesaptan.

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar