GEÇMİŞTEN BUGÜNE YUNTDAĞLILAR
Mehmet Emin Sofuoğlu

Mehmet Emin Sofuoğlu

GEÇMİŞTEN BUGÜNE YUNTDAĞLILAR

30 Ekim 2018 - 12:57

 Nedensiz sevmek diye bir olgu var hayatımızın doğal akışı içinde.. Bazı insanlara, bazı yerlere karşı da böyle hissetmez miyiz? Onu ya da orayı severiz ve bunun için esaslı gerekçelere de lüzum duymayız. Aramayız da..

 

İşte Yuntdağı’da böyle nedensiz sevilen, anlamı bir türlü çözülemeyen bir sevdayla bağlanılan bir yöredir.

 

Her gidişinizde, gurbetten sılaya dönüşte yaşanılan o titrek duyguyu hissedersiniz. Çok eski bir dostunuzu ya da yarinizi görmeye gider gibi heyecanlanırsınız.

 

Sizi oraya çeken ‘şey’in ne olduğunu açıklayabilmek için, günlerce sayfalar dolusu yazılar yazmak gerekir..

 

Anadolu’ya hicret ederek bu toprakların bir Türk-İslam yurdu olmasında rol oynayan ‘Horasan Erenleri’nden tutun da, Şam ve Bağdat evliyalarına kadar her birinin Yunus misali manevi bir görevle gelip yerleşerek, Yuntdağı’nı “bizim” yapmak için akıttıkları terin celbettiği rahmettir bizi bu denli bağlayan Yuntdağı’na..

 

Bu toprakların yetiştirdiği Kur’an Hafızlarının ve büyük alimlerin, evliyaların manevi feyzi perçinler kalbimizi Yuntdağı’na..

 

Atalarımız Türkmen yiğitlerinin yurt edinmek için, fevc fevc akınlar yaparak verdikleri canın ve kanın manevi bağıdır bizim Yuntdağı’na olan tutkulu bağımız..

 

Dedelerimizin yurt edindikleri bu toprakları, ekip dikerek geçimlerini sağlamak için sarfettikleri emeklerin, akıttıkları terin bereketidir bizi çeken Yuntdağı’na..

 

Az ötemizde sincaplar kıpır kıpır oynaşırken, yanıbaşlarında közde çay demlediğimiz billur derelerden, atalarımızın abdest alıp oracıkta kıldıkları namazların ardından ettikleri dualara amin deyiverecekmiş gibi kendimizi zaman tünelinde hissettiğimiz içindir bu kadar bağlılığımız Yuntdağı’na..

 

Yuntdağı’na gittiğinizde önünüze çıkan herhangi bir köye girip kahvesine ya da camisine varın ve Allah’ın selamını verip oturun. Orada bulunan istisnasız herkes, size; “meraba, hoşgeldin, nassın?, iyi min?” diye tek tek hatır soracaktır. Karnınızı doyurmak isteyecekler, varsa başka isteğiniz, karşılıksız canla başla yerine getirmek için adeta çırpınacaklardır.

 

Rızıklarını helal yollardan kazanmak için çalışırlarken güneşin alnında yanan tenlerine bakmayın siz Yuntdağı’nın kara yağız insanlarının..

 

Yürekleri tertemizdir, apaydınlıktır..

 

Doğaldır, sadedir, dümdüzdür onlar..

 

Son söyleyeceklerini baştan söylerler.

 

Onurludurlar, kimsenin önünde el ovuşturmaz, kimseye avuç açmaz, bir topan ekmeği buldu mu şükrederler.

 

Hırslı değillerdir. Kanaatkar, cömert, gözü tok, gönlü toktur Yuntdağı insanının.

 

Arslan yürekli vatanperverdir her bir delikanlısı, yaşlısı, adamı, kadını, kızı.

 

Bu topraklara yerleştikleri günlerden beri, devlete kutsal bir saygıyla bağlıdırlar.

 

Vatan savunmasının unutulmaz kahramanları olan Kuvay-ı Milliye’nin en kallabi ‘Efe’lerinin bir çoğu, bu mübarek toprakların bağrından çıkmış, Yuntdağı’nın asil yiğitleridir.

 

Bugüne kadar ülkenin hem ekonomik, hem de sosyo-kültürel hizmetler bakımından en az hizmet almış bölgesi olmasına rağmen, tarihinde bir kez bile isyana yeltenmemiş, devlete ve yönetime kesinlikle başkaldırmamışlardır.

 

Bir sonraki yazımın başlığını şimdiden vererek, bu yazımı bitiriyorum:

 

BU TOPRAKLARI CAN VEREREK, KAN VEREREK BİR İSLAM VE TÜRK YURDU YAPAN TÜRKMEN YİĞİTLERİNİN ÇOCUKLARI NE BEKLİYOR?

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar