Reklam
  • Reklam
Teşekkürler MHP'li Büyükşehir Belediyesi
Reklam
Erkan Öztürk

Erkan Öztürk

Teşekkürler MHP'li Büyükşehir Belediyesi

13 Nisan 2016 - 16:10 - Güncelleme: 13 Nisan 2016 - 16:16

Merhaba Sevgili Dostlar;

Geçtiğimiz hafta Türk dünyasının babasını kaybettiği 4 Nisan’ı bir kez daha üzüntüyle yaad ettik. Sizin hiç babanız öldü mü? Bizlerin bir kere öldü.. 4 Nisan 1997 zihnimizde ve kalbimizde tarifi imkansız bir acıydı bizim için.. Türk dünyası babasını kaybetmişti. On binlerce ülkücü cenazede başbuğun ölümüne inanmak istemiyor ve bu durumu kabullenemiyordu. Günlerden Cuma’ydı. Cumhuriyet tarihinin yaklaşık son 55 yılının önemli dönemeçlerine damgasını vurduğu zorluklarla dolu yaşamını vatan ve millet hizmetine adadı. Türkiye’de ve Türk dünyasında başbuğ ünvanını aldı. Ülkücü hareketin fikir babası, Türk dünyasının başbuğuydu o. Karlı bir gündü Türk dünyası o günü unutmadı başbuğu unutturmamaya and içti..

Peki Başbuğ kimdi? 25 kasım 1917'de Lefkoşa da doğmuştu. Aslen Kayserilidir. Dedesi Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinin Yukarı Köşgerli Köyü’nden Kıbrıs'a göç etmiş ve buraya yerleşmişti. Başbuğ orta öğretime kadar Kıbrıs’ta eğitimini tamamlamıştı. O yıllarda İngiliz işgali altında bulunan Kıbrıs’tan, Türkiye’ye göç etmiş ve İstanbul'a yerleşmişlerdi. Askerliğe hep büyük bir sempatisi olmuştu ve bunun üzerine 1933 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ne girmiş ve başarı göstererek 1939 yılında mezun olmuş, oradan da Harp Okulu’na geçmiştir. 1939’da Harp Okulu’ndan mezun olarak orduya katılmıştır. Orduda terfi etmiş, Harp Akademisi imtihanını kazanarak akademiye geçmiştir. Başarılı bir eğitim dönemi sonrasında Kurmay Subay olarak mezun olmuştur. 3 Mayıs 1944 yılında Ankara’da bir yürüyüş vardır. Türk milletinin ve devletinin bekası fikrine sahip aydınlar ve onların izindeki gençler; basın ve üniversite kadrolarına sızarak kendini Cumhuriyetin gerçek sahibi gibi gösteren dönme ve devşirme ittifakın oyunlarına karşı ideolojik tavrını koyar. Yürüyüşten sonra bir grup milliyetçi aydın tutuklanır. CHP faşizminin açtığı Türkçülük Turancılık davası başlar. Milliyetçiler tabutlara atılırlar, işkencelere uğrarlar. Genç üst teğmen olan Alparslan Türkeş de bu aydınlar arasındadır. 20 Ekim 1944’de kendisini vatan hainliği suçlamasıyla sorgulayan savcıya “Diğer sanıklar gibi bana da vatan hainliği suçu isnat edilmiştir. Bunu şiddetle reddederim. Ben yeryüzünde her şeyden çok milletimi ve vatanımı severim” cevabını verir. Ancak mahkeme tarafından 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılır ve mahkeme süresince bir yıl hücre hapsi yattığı için tahliye edilir. Daha sonra askeri yargıtay tarafından karar bozulur ve 2 numaralı mahkemede beraat eder.

Akabinde bir çok yurt dışı görevini başarıyla tamamlar. 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin önde gelen simalarından olan Alparslan Türkeş, bu hareketi partiler üstü ve milli birliği sağlayacak bir reform hareketi olarak düşünmüştür. Milli Birlik Komitesi üyesi olarak başbakanlık müsteşarlığı yapmıştır. Görevde bulunduğu 27 Mayıs 1960 ile 25 Eylül 1960 tarihleri arasında ülke ve kültür bütünlüğü kanun tasarısını ve devlet planlama teşkilatı kanun tasarısını kanunlaştırmıştır. CHP'li bazı politikacıların Milli Birlik Komitesi üyelerine yapmış olduğu bazı telkinler ile 13 Kasım 1960 tarihinde 13 arkadaşı ile Milli Birlik Komitesi’nden çıkartılara, Mürtet Hava Üstü’ne hapsedildi. Daha sonra da CHP'lilerin rahat hareket etmeleri için 19 Kasım 1960’da Türkiye’den Hindistan’a mecburi ikametgah olarak gönderilmiştir. Alparslan Türkeş, Hindistan’dayken hükümet yöneticilerine mektuplarla sürekli ikazlarda bulunmuştur. 23 şubat 1963’de yurda dönen Alparslan Türkeş, dava arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek amacıyla Huzur ve Yükseliş Derneği adlı bir dernek kurar. Kısa bir süre sonra Talat Aydemir’in darbe teşebbüsüne karıştığı iddiası ile 21 Mayıs 1963’de tutuklanır ve Mamak Askeri Cezaevi’nde 4 ay hücre hapsinde yatar. Mahkeme sonucunda beraat eder ve 5 Eylül 1963 tarihinde tahliye olur.

1965’den 12 Eylül 1980’e kadar 4 dönem Ankara ve Adana’dan milletvekilliği yapmıştır. 1975’den sonra Birinci ve ikinci Milliyetçi Cephe hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevinde bulunmuştur. 12 Eylül 1980 hareketinden sonra sıkı yönetim tarafından tevkif edilmiş ve 29 Nisan 1981 tarihinde MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası adı ile sıkı yönetim mahkemelerinin karşısına çıkarılmıştır. Yargılandığı dava nedeni ile uzun süren tutukluluğu 9 Nisan 1985’de son bulmuştur. Bu dava nedeniyle 4 buçuk yıl tutuklu kalmıştır. 1987’de siyasi yasakların referandum ile kalkmasından sonra 20 Eylül’de Alparslan Türkeş MÇP’ye törenle kaydolmuştur. 4 Ekim 1987 tarihinde yapılan olağan üstü 2. Kongre ile MÇP Genel Başkanlığı’na seçilmiştir. 24 Eylül 1991 tarihinde 19. dönem milletvekili seçimlerinde MÇP'nin IDP ve RP  ile üçlü ittifak yapmasıyla Yozgat’tan milletvekili seçilmiştir. 15 Kasım 1995 tarihinde 18 arkadaşı ile ittifaktan ayrılarak bağımsız millet vekili olmuştur. 25 Aralık 1991’de Demokratik Hareket Partisi’ni kurmuştur. Kurucular Kurulu kararı ile parti kapatılarak MÇP’nin 29 Aralık 1991 tarihinde yapılan 3. Olağan Kongresi’nde MÇP’nin Genel Başkanlığı’na seçilmiştir. 12 Eylül 1980 hareketinin kapattığı siyasi partilerin isim kullanma yasağının kalması ile 27 Aralık 1992 tarihinde kapatılan MHP’nin o günkü delegelerinin katıldığı kongrede MHP’nin isim ve amblem kullanma yetkisi tekrar kurucu Başbuğ Türkeş'e devredilmiştir. 24 Ocak 1993 tarihinde yapılan kongrede MÇP yerini MHP’ye bırakmış ve genel başkanlığa da Alparslan Türkeş seçilmiştir. Başbuğ Türkeş çok partili hayatımızda başta Türk dünyası olmak üzere dünyaca tanınan ve yakından takip edilen liderlerin en başında geliyor. 80 yıllık ömür turan bayrağını yükseltmekle Türk adını dağa taşa yazdırmak kavgasıyla geçmiştir. Dağınık milliyetçiler onun etrafında toplanmış, Türk siyasi hayatının belirleyicisi olmuştur. İhtilal yapmış ve ihtilaller yaşamış bir lider olarak şu sözlerle akıllarda kalmıştır: “En kötü demokrasiyi en iyi ihtilale tercih ederim.” Bu sözleri ile demokrasinin her zaman en iyi yönetim olduğunu bizlere göstermiştir. Bugün biz ülkücülere düşen görev ise onun fikirlerini yaşatmaktır. Bizler için ölümsüz olan Başbuğ bu yıl yine 4 Nisan’da bir çok ilde anılmıştır.

DEVLET BAHÇELİ’Yİ ZİYARET

VE TEŞEKKÜRLER MHP’Lİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ…

Bu anlamda belirtmek isterim ki 4 Nisan’ı unutmayan ve unutturmayan MHP’li Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkürü bir borç bilirim. Yine bu vesileyle şahsım Başbuğu’u anmak üzere 4 Nisan günü Başbuğ’un kabrinde binlerce ülkücüyle beraber hazır bulundum ve akabinde Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’yi ziyaret ettim. Ziyaretim sırasında öğrendiğim bir bilgiyi sizlerle paylaşmak isterim. Genel Merkez’imize emniyet tarafından 12 canlı bomba ihbarının olduğunu öğrendim. Buna rağmen ülkücülerin teröre boyun eğmemesi ve tehditlere aldırmaması gerektiği düşüncesinde olan Genel Başkanımız Devlet Bahçeli töreni iptal etmemiştir. Bu da gösteriyor ki; Başbuğun emanetine en iyi şekilde sahip çıkacak lider doğru lider Devlet Bahçeli’dir.

“CESARET, YÜREKLİLİK, ATILGANLIK, OLMAYAN HİÇ BİR DAVA BAŞARIYA ULAŞAMAZ”

                                                                                      --BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ--

 




 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar