ŞEYH SAİD GERÇEĞİ
Erkan Akbalık

Erkan Akbalık

Erkan Akbalık

ŞEYH SAİD GERÇEĞİ

19 Aralık 2016 - 13:32

Şeyh Said, (1865 Elâzığ - 29 Haziran 1925, Diyarbakır) Nakşibendi şeyhi, Şeyh Said kıyamı lideridir. Müdeɾɾis , Mutasavvıf, Müfessir  ve Muhaddistir.

Babası Şeyh Mahmud  Fevzi’nin  vefatından sonɾa  Nakşibendi  Taɾikatı postnişini olmuştuɾ. Nakşibendi tâɾikatının lideɾleɾinden olup Eɾmeni kıɾımına kaɾşı çıkacak fetvalaɾ veɾmiştiɾ. I. Dünya Savaşı sıɾasında Rusya İmpaɾatoɾluğu'nun Doğu Anadolu'ya ileɾlemesinden dolayıçarpışarak Piɾan'a çekilmek zoɾunda kalmıştır.

Şeyh Said kıyamı kendi döneminin 15 Temmuz Direniş Ruhudur

Değersiz dallarda sallanmamda pervam yoktur, Muhakkak ki ölümüm Allah ve İslam içindir.

Burhan Kuzu’ya atfedilen bir paylaşımda "Lozan görüsmeleri basladi, Musul meselesinin görüsüldügü Istanbul koferasinda Doguda Seyh Said isyani cikaran alcaklar bu gün ayni alcaklar" demis.’’

Tarih ilmi ve kronoloji açısından bakıldığında akıllara zarar bu beyanat tarihi veriler ve gerçeklikle çatışmaktadır. Oysa Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinde, Türkiye temsilcileriyle Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya temsilcileri tarafından, Leman gölü kıyısındaki Beau- Rivage Palace 'ta imzalanmış bir antlaşmadır. Seyh Said kıyamı  ise 13 Şubat 1925'te başladı yani 2 yıl sonra.

Şeyh Said, ülkedeki tüm muhalefetin bitirilmesi için kullanılan bir bahane olmuştur. Bu onurlu direnişte sadece provakasyon sonucu  kıyama kalkışanlar cezalandırılmamıştır. Tüm bölge halkı cezalandırılmıştır. Şark Islahat Planı çerçevesinde 500 bin kişi göçe zorlanmıştır. 8-10 kişiden fazla kişinin aynı mahallede oturmasına bile izin verilmemiştir. Kıyama katılan kişi sayısı en fazla 5 bin civarında iken katledilen insan sayısı 80 bin olmuştur. Dersim katliamından daha çok insan bu dönemde katledildiğine zaman ve mekan şahitlik etmektedir.

Şeyh Said’in bu kıyamında davası tamamıyla İslam’dır. Bunu idama giderken söylediği:

 “Eğer Allah ve din için kavga vermişsem basit dallarda asılmaktan perva etmem” sözünden de çok net anlayabiliyoruz. Onun mücadelesinden milliyetçilik, ulusçuluk davası çıkarmak öncelikle ona ve düşüncelerine saygısızlık olacaktır.

Anadolu’da Şeyh Said gibi, İskilipli Atıf hoca gibi birçok âlim darağaçlarında sallandırılarak halka büyük bir ders verilmiştir.

Şeyh Said ulus kavramını hiç kullanmamıştır. Millet kavramını da şeriat anlamında kullanmıştır. Kavim ve millet ayrı şeylerdir. Dolayısıyla Şeyh Said, millet kelimesini din kelimesi anlamında kullanıyordu. Şehadet meselesine gelince de Şeyh, ömrü boyunca şahitlik etmiş bir adamdır. Şahitlik ise İslam'ı hayatın her safhasında yaşamaktır. İslami mücadeleyi vermektir. Ama bu şahitlik bizleri ölüm noktasında da bulabilir. Bizler onun şahitliğini anlamak istiyorsak önce mücadelesini anlamak durumundayız. O ölmek için bir mücadele vermedi. İnsanlarını kurtarmak, yaşatmak, İslami değerleri ayağa kaldırmak için ömrü boyunca bir mücadele verdi. Rabbi de ona şehadeti bahşetti"

29 Haziran 1925’te Şark İstiklal Mahkemesi tarafından Diyarbakır Dağkapı Meydanında idam edilen Şeyh Said, idam sehpasında iken son isteği sorulduğunda, kâğıt kalem ister ve kâğıda Arapςa olarak "Benim bu değersiz dallarda asılmama pervam yoktur. Muhakkak ki mücadelem Allah ve dini iςindir." yazar ve kelime-i şehadet getirerek idam edilir.

Şeyh Said Efendi,günümüze mesaj verir şekilde birlik ve beraberliğimizin olması gerektiğini şu tarihe mal olmuş sözüyle ifade etmektedir.

 ‘’İslami biɾ bilinçle donanmış halk kitleleɾini hiçbiɾ güç, hiçbiɾ silah yenemez.’’

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar