Reklam
  • Reklam

NEDEN YAZDIM?

Dostlarımdan bazıları, geçen Yunusemre Belediyesinin ve Sayın Başkanının hizmetlerinden övgüyle bahsettiğim yazımı okuyunca şaşırdıklarını ifade ettiler. Hatta biraz daha ileriye gidip, bana yakıştıramadığını söyleyen de oldu.

18 Aralık 2018 - 20:38 - Güncelleme: 18 Aralık 2018 - 22:39

Şaşkınlıklarının sebeplerini sordum tabi. Dikkatle de dinledim. Elbette herkes kadar eksik, kusur ve yanlışları da biliyorum. Samimi görüşlerin hepsine de katılıyorum. Hatta bunların daha fazlasını, daha sertini bugüne kadar bu şehirde hep yazdım da. 


Yazmakla kalmadım; kimselerin söylemeye cesaret edemediği haksızlıkları, yanlışları, en yüksek perdeden ve dilimi ısırmadan, tüm yetkililerin bizzat yüzlerine de ifade ettim.


Biz, haksızlıkların karşısında Hakk’ı gür sesle ifade ederken, menfaatleri zedelenmesin diye susanları, benim yazdıklarımı sosyal medya araçlarında paylaşmaya hatta beğeni koymaya bile korkanları, Hakk’a ve izana davet ediyorum. Bakalım bu süreçte ne kadar hakperest olduklarını da anlamış olacağız..


Geçtiğimiz aylarda AK Parti Manisa İl Başkanının hızlı bir ivme ve samimi bir gayret ile çalıştığına şahid olmuş, bunu takdir eden ve motive eden bir yazı yazmıştım. O zaman da bazıları surat ekşitmişti.


Şimdi birkaç hususun altını çizerek size bu yazılarımın esas sebebini açıklayacağım:


1- Öncelikle ben, bugüne kadar gerek siyasi fraksiyonlarda gerekse inanç ve dünya görüşü bağlamında, hiç kimseye taraf ya da karşı olmadım Bugüne kadar hiç kimsenin ya da bir odağın adamı da olmadım! Ömrüm boyunca sadece inandığım ve hayatımı adadığım “kutlu dava”mın adamı olmaya gayret ettim, inşallah edeceğim de! 


2- Fazilet sahibi her insan gibi, bir kişiye ya da topluluğa olan öfkemizin, bizi, onlar hakkında haksızlığa sevketmemesi gerektiğini, adaletli ve merhametli olmamız gerektiğini, hayatımda tecessüm ettirmeye çalışanlardanım.


3- Haksız olduğunu bildiğim bir konuda bir kişiyi sert bir şekilde eleştirirken, haklı olduğunu düşündüğüm bir başka konuda, onu savunabilmenin de erdemli bir davranış olduğuna inananlardanım.


4- Eleştirirken ya da Hakkı söylerken, varsa haksızlığın veya yanlışın düzeltilmesi ve doğrunun ikame olması için yapıcı olmaya özen gösteriyorum.


Biz dost isek (ki şüphesiz evet hakiki dostuz), o zaman konuşacağız, doğru olmayanları söyleyip, Hakk’ı ise tavsiye edenlerden olacağız!


Kardeşlerimizi uyaracağız!


5- Geçmişin soğuk ve puslu günlerde ödediğimiz bedellerden, çektiğimiz acılardan sonra kavuştuğumuz kazanımlarımızın yeniden heba olmaması için çırpınıyorum.


6- Bugüne kadar sadece konuşmakla ve yazmakla kalmadım, bizzat ilgili kişi ve kurumlara giderek eksikleri tamamlamak, yanlışları düzeltmek için uyarı vazifemi samimice yaptım ve yeri geldiğinde elimle düzeltmeye çalıştım. İyi ve güzel olanları da takdir ettim. Zira, marifet iltifata tabidir!


7- Manisa, Büyükşehir Belediyesi haline getirilip merkezde açılan iki ilçe belediyesini AK Partili belediye başkanları kazandığında, kendilerine hayırlı olsun ziyaretinde bulunmuş ve başkanlarımıza, tarihte yaşanmış ibretlik ve kısa şu hikayeyi anlatmıştım:


Bazı kişiler, Nizamülmülk’ü, Melikşah’a şikayet ederler. Şöyle derler: 


- “Sultanım, veziriniz Nizamü’l-Mülk’ün eğitime yaptığı bu devâsâ yatırımlarla, İstanbul’u fethedebiliriz!”


Melikşah, veziri Nizamü’l-Mülk’ü çağırır, hesap sormaya kalkışır.


Nizamülmülk’ün Melikşah’a verdiği cevap, bizi de silkeleyerek kendimize getirmeye yetecek niteliktedir:


- “Sultanım, ben, gece orduları yetiştiriyorum. İlim, fikir, zikir ve ruh orduları. Maddî ordularının ulaşamayacağı yerlere onlarla ulaşabilirsiniz. İnançlarımızı, ruhköklerimizi her dâim diri tutacak, biz yok olsak bile inançlarımızın yaşamasını sağlayacak tohumları ekiyorum!”


Ve Turgut Cansever’in o meşhur sözünü ekledim: “Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil, imar ettiğiniz şehri tahrip eder!”


Maddî ordularınız ne kadar güçlü olursa olsun, gece ordularınız, manevî ordularınız, ilim, fikir, zikir, sanat ve ahlâk ordularınız yoksa, çürümekten ve yok olmaktan toplum olarak kurtulamazsınız!


Belediye başkanlarımıza, “şehrü’l-emin” olarak düşen vazifelerin belkide en önemlilerinin başında; ilim-irfan meclislerinin kurulması, bilimin, sanatın, edebiyatın, şiirin ve musikinin ete kemiğe bürünerek tecessüm edeceği, hadis, tasavvuf, akaid, fıkıh ve tefsir sohbetlerinin neşv ü nema bulacağı, güzel sesli karilerin Kur'an ile doyumsuz gönül ziyafetleri sunacağı, mimarisi ve estetiği ile Osmanlı-Selçuklu motifleriyle bezenmiş mekanlar oluşturmaları olduğunu bir eğitimci ve hayatını samimice medeniyet değerlerimizin yeniden ihya ve inşasına adamış bir kardeşiniz olarak tavsiyelerde bulunmuştum.Tezhib, ebru, hat gibi Türk-İslam sanatlarının, geleceğimizin teminatı çocuklarımıza ve gençlerimize öğretildiği, kadim kültürümüzü ve medeniyet değerlerimizin yaşatıldığı ve nesillerimize aktarıldığı, gece ordularının, ilim, fikir, zikir ve ruh ordularının yetiştirildiği mekanların önemini en iyi şekilde bilen evliyalar şehri, şehzadeler şehri Manisamızın güzide iki merkez ilçe belediye başkanları, gecelerini gündüzlerine katarak hizmet etmeye gayret ederken, işte bu mekanları da hayata geçirdiler.


Şehzadeler Belediye Başkanımız Sayın Ömer Faruk Çelik Bey ve Yunusemre Belediye Başkanımız Dr. Sayın Mehmet Çerçi Bey’den Allah razı olsun. 


Manisamız Roma toprakları iken, buralarda gayr-i müslimler yaşarken, henüz Müslüman Türkler tarafından fethedilmemişken, bu coğrafyaya gelerek insanları İslam’a ısındırıp fethin altyapısını hazırlayan gerek ‘Horasan Erenleri’nin gerek evliyanın, asfiyanın medfun bulundukları kabirler, bugün bizim için sembolik anlamlar taşımaktadır. Buralar bugün, bu toprakların bir İslam coğrafyası olduğunun mühürleridir.


Bu mübarek kimselerin kabirlerinin bulunarak imar edilmesinde, tefriş edilmesinde bizzat emeği olduğuna şahid olduğum her iki belediye başkanımıza da en kalbi duygularımla teşekkür ediyorum. 


Bugün müthiş bir şeytanî zeka ile üretilen algı operasyonları ile kurgulanan diziler, reklam filmleri, görsel ve sosyal medya ile hem ruhlarımız hem de neslimiz tehdit altında. Hayatın gerçeklerinden habersiz, sorumluluk bilmeyen RUHSUZ BİR YENİ NESİL GELİYOR!


Bununla ilgili yazımı mutlaka okuyunuz: https://www.habervakti.com/m/genel/yuzlesmeye-hazir-misiniz-h60369.html


Bu nesil, bizim çocuklarımız.. Çocuklarınızın yarın önce size sonra vatanına, devletine, milletine ve dünya mazlumlarına hayırlı evlatlar olmasını istiyor musunuz istemiyor musunuz?...


Onların maddi gelecekleri kadar, medeniyet değerlerimizle yetiştirilmiş hakikatin çocukları olmasını istiyor musunuz istemiyor musunuz?


Bu şehirde kaç kişi, çocuğuna iş istemenin ya da maddi hizmet beklentilerinin yanında belediye başkanlarımızdan bunları talep etti sahi?...


. . .


Geçtiğimiz hafta sonunda Yunusemre Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Çerçi Bey beni arayarak davet etti. Kendisiyle ilk başkan olduğu zamanlarda konuştuğumuz bu ilim-irfan meclislerinin binalarını yapıp bitirdiğini, bunları göstermek istediğini belirtti. 


Gittim ve gördüm. Hayatım boyunca şahsen hayal ettiğim ve gerçekleştirmek için düşler kurduğum, hiç bir ikbal ve rant debdebesine göz kaydırmadan yoluna adanarak çalıştığım, ter akıttığım, zamanımı, emeğimi verdiğim, manevi ordular yetiştirebileceğimiz, neslimizi ıslah edebileceğimiz ve bu şehre ruh verebilecek o muhteşem eserleri ve vizyonu görünce, manevi mutluluğum içime doldu taştı.


Sonra o duygularla işte o yazıyı yazdım. 


Ardından da, aynı niyet ve sembolik ruh ile bu kadim değerlerimize hayat vermek için Kurşunlu Han’ı hizmete açan Şehzadeler Belediye Başkanımız Sayın Ömer Faruk Çelik Bey’in o mütebessim yüzü ve merhametli gönlü ile medeniyet değerlerimizin inşasına verdiği katkıları yazacaktım. Çoğu kimsenin bilmediği, yakinen şahid olduğum çabalarıyla, destekleriyle gönülleri fetheden ve maneviyatın duasını, desteğini alan, bunu önemseyen, ilme ve alimlere değer veren bir şehr’ü-l emin olduğunu yazacaktım. Kendisine de bunu yüzeysel olarak belirttiğim de, aldığı manevi terbiye ile mahcub olarak, gerek olmadığını ifade etmişti. Ama marifet, iltifata tabidir!


Ben, bunları mevziden yazıyorum. Tam 40 yıldır içinde yer aldığım ve ne 28 Şubatlarda, ne muhtıralarda, ne 17-25 Aralık’ta, ne de 15 Temmuz’da hiç bir olumsuz koşulda asla terketmediğim, hatta kimsecikler yokken, rüzgarın esiş yönüne bakmadan yerinde dimdik durarak üç-beş samimi adamla sahip çıkmaya çalıştığım hakiki mevziden..


Şimdi, yazdığım yazılarda ve konuşmalarda, Hakk’ı hakim kılmak için, yanlışı gidererek doğruyu ikame etmek için, kimselerin söylemeye cesaret edemediği cümlelerle ve hiç bir çıkar gözetmeden samimice eleştirirken, kenarda köşede, çıkarlarına ulaşamadıkları için yazılarımı kullanarak, benim omzumdan tüfek atmaya çalışan sinpozların, hakkı teslim ederek iyiliklerin artması temennimle, neslimizi ıslah edecek projeler üretme adına yalnız Allah’ın rızasını umarak yazdığım yazılara bakarak hakkımda dedikodu üretip, iftira etmeleri, sui zanda bulunmalarını Allah’a havale ediyorum..


Zaten yarın huzur-u ilahi’de hesap gününde mutlaka yüzyüze geleceğiz! Umarım oraya gitmeden benimle helalleşirler.


Yahu daha adaylar bile belirlenmemişken, netleşmemişken, benim yazdığım yazının bu söylediklerimden başka bir amacı olabilir mi?


Amacımız, kişi cilalamak mı, medeniyet değerlerimizi ihya etmek mi, vicdanınızla değerlendirin..


Küçük dünyalarında küçük hesaplar yapanların, hayatının tek gayesi sadece maddi kazanç ve lüks evler, arabalar, dünyanın konforu ve şehveti olanların, baktıkları her olaya sadece menfaat pencerinden bakarak çıkar hesaplarıyla değerlendirenlerin bizi anlamalarını elbette beklemiyorum! 


Tenhalarda fısır fısır aşağılık cümleler kurarak dedikodu edenlerin, kahve köşelerinde fitne üretenlerin, bugüne kadar acı bedeller ödeyerek elde ettiğimiz manevi kazanımlarımızın üzerinden gözüdönmüşcesine rant devşirmek için kapalı kapılar ardında planlar yapanların, var olanı çökertenlerin, bölenlerin, parçalayanların, belaltı vuranların bizi anlamalarını hiç beklemiyorum!


Çalışmaktan çok, hep ön planda sadece kareye girmeye çalışanların, üretmedikleri, yapmadıkları halde sesleri gür çıkanların, vitrinde olmak için birbirleriyle yarış edenlerin, çıkarlarını elde edemeyince arsızca ortalığı ayağa kaldıranların, kibrinden yanına yanaşılmayanların bizim mefkuremize, hayatımızı nasıl adadığımızı anlamalarını ve övdüklerimizi de, yerdiklerimizi de bu inanç ve amaçla yaptığımızı anlamalarını beklemiyorum!


Şahsi menfaatlerini, vatan-millet, memleket-ümmet menfaatlerinin önünde tutanların, bir güce, erk sahibi bir kişiye, yamanmak için kırk takla atarken her türlü dalkavukluk meziyetlerini sergileyenlerin elbette bizi anlamalarını beklemiyorum!


Biz, bu ülkede Hakk’ı hakim kılmak için, zulümleri protesto etmek için, başörtüsünün serbestliği için, imam-hatipli çocukların askeri okullara alınması için, çocuklarımızı hafız yetiştirebilmek için, kesintisiz eğitimin kalkması için, din derslerinin askeri okullarda okutulması için, fetö den başka alanda kimseciklerin olmadığı zamanlarda, camiamızın derneklerini, cemiyetlerini tek tek kurmak için, dünyanın dört bir yanındaki mazlumlara sahip çıkmak için, Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de, Halep’te, Cerablus’ta, Kosova’da, Afrika’da, Bosna’da, Keşmir’de… davamıza hizmet etmek için, askeri ve küresel güçlerin vesayetinin kalkması için, bağımsızlığımız için, . . . ter akıtırken, çoluğumuzdan, çocuğumuzdan ayrı, canımız tehlike altında millete ümmete hizmet için koştururken, terör örgütlerinden açık tehditler alırken; bize bıyık altından gülerek horlayan, bizimle alay eden, sahil kıyısı restoranlarda balık yiyip, renkli koltuklu sıcak kafelerde nargile fökürdederek boyundan büyük afili cümlelerle vatan millet sakarya edebiyatları yapan tuzu kurular, bizi girdabında kayboldukları  menfaat penceresinden değerlendirme zilletine düşmesinler! 


Yerel seçimler adım adım yaklaşırken, hiç bir karşılık beklemeden ve talepte bulunmadan, yalnız Allah’ın rızasını gözeterek ve çabasının karşılığını yalnız Allah’tan bekliyor olarak; kadim medeniyet değerlerimizin yeniden ihya ve inşası için çaba gösterenlere selam olsun!


Sadece bugünün şehirlerine, bugünün insanına, bugünün Türkiye'sine karşı sorumlu olmadıklarını,  bugünden yarını imar etmenin, medeniyetimizi yeniden inşa etmenin sorumluluğunu da omuzlarında taşıdıklarını bilerek güzel hizmetler yapanlara selam olsun!


Hepimiz yarın, belki de yarından da yakın bir anda asıl vatana, sonsuzluk yurduna döneceğiz. Ağızların, dillerin mühürlenerek, eller, ayaklar ve kalplerin şahidlik edeceği, yaptıklarımızın bir bir önümüze konulacağı, hiç birimiz yalan söyleyemeyeceği o hesap gününde;


İşte o en mühim ve dehşetli günde, Arş’ın gölgesinde gölgelenen, peygamberlerle, şehidlerle birlikte olan sadıklardan olabilme arzusuyla, bu yalan ve geçici dünyada, "duruş"unu yalnızca "Hakk’ın dava"sına hizmet niyetiyle ortaya koyan "salih"lerden kılsın bizi Rabbimiz!


Aşağıda linklerini vereceğim yazılarımı da müsait olduğunuzda okumanızı istirham ediyorum:


YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Recep KANDEMİR
    3 ay önce
    Hay Maşallah,Maşallah Barek Allah.. Bir okudum,sonra bir daha okudum Manisamızın kör kandillerini aydınlatmışsınız. Başkanım,Allah sizden razı olsun.. Yüreğine,kalemine sağlık, Manisa\'dasizi tanımaktan onur duyuyorum.. Allah\'ne muradın versin..İyiki varsınız..
  • musagorgulu
    3 ay önce
    Hocam yüreğine ve kalemine sağlık doğruları takdir etmek yanlisları tenkid etmek erdem lik
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Sevgilisinin evine tırmanan adam kendini ve kadını bıçakla yaraladı
Sevgilisinin evine tırmanan adam kendini ve kadını bıçakla...
Sözünü tuttu. Manisa Eskrim ŞAMPİYON
Sözünü tuttu. Manisa Eskrim ŞAMPİYON
Reklamı Geç